|
''1950'den bu yana hızlı bir şekilde büyük kentlere yığılma var. Bin bir önemli değeri olan özellikle bu coğrafya, büyük bir boşluğa düştü. Buradaki köklü varlıklar yavaş yavaş kendini yitirmeye başladı. 1955 ile 1960'lı yıllarda Bitlis'e sık sık geliyordum. Bu bölgede yoğun bir çalışma yaptım. Gerçekten o yıllarda biz Van Gölü havzasıyla ilgili bir bütün projeyi burada egemen kılmak istiyorduk ve şimdi de buna devam ediyoruz. Burası sadece Türkiye için değil, dünya için de çok özel bir coğrafya. Bu coğrafyaya çok dikkatle yaklaşılması gerekiyor.''
Bu havzanın tüm değerleriyle gelecek için ümit kaynağı olacağını bildiklerini belirten Prof. Dr. Sözen, ancak Türkiye'nin 1950'den sonra geçirdiği plansızlık ve tarihin getirdiği koşullar nedeniyle bu havzanın zayıf kaldığını vurguladı.
-''BU HAVZA AĞIR BEDEL ÖDEDİ''-
Türkiye'de yaşanan bölgesel dengesizlikte, en çok sıkıntıyı Bitlis ve çevresinin yaşadığını anlatan Sözen, bu yörenin ağır bir bedel ödediğini bildirdi.
Bölgede yaşama geçirilecek yeni bir planlamayla, geleceği doğru kurgulamak gerektiğini bildiren Prof. Dr. Sözen, şunları kaydetti:
''Buraya üniversite kurulması büyük bir olay. Yanlışların ortadan kalkması gerekiyor. Bu yanlışların tamamını bizler yaptık. Biz burayı dünyanın en büyük turizmine öncü olmuş kentleriyle eşit tutuyorduk. İspanya'da Toledo, Türkiye'de ise Bitlis diyorduk. Bitlis'te hızlı olarak devam eden yanlışlar, bizi Mardin'e Gaziantep'e ve Şanlıurfa'ya yönlendirdi. Önemli olan bugüne kadar yapılan yanlışların nasıl düzeltileceğidir. Burada dünyanın en önemli coğrafyası var. Tarihi eserlerimizi anlaşılır, yaşanılabilir, temiz ve pak bir hale getirmek gerekiyor.''
Sadece Bitlis il merkezini değil, köylerini dahi yeniden irdelemek gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Sözen, il genelindeki tarihi eser envanterinin yeniden ortaya çıkarılması gerektiğini bildirdi.
Bitlis'te planlı yapılaşmayı sağlamak gerektiğini belirten Prof. Dr. Sözen, şunları dile getirdi:
''Biz namusumuzu temizlemek zorundayız. Geçmişte yapılan yanlışlıkları düzeltmek zorundayız. Bunun bir planlama meselesi olduğunu biliyorum. Bir an önce çarşıyı ve kaleyi algılanır bir hale getirmek, diğer tarihi mekanları da onarmak gerekiyor. Şimdi Mardin'e uçakların biri kalkıyor, biri iniyor. Mardin'de çalışmalara başladığımızda orada hiçbir şey yoktu. Önce bir yol haritası yaptık ve ortak beraberliği sağladık.''
-''TARİHİMİZE VE KÜLTÜRÜMÜZE SAHİP ÇIKMAMIŞIZ''-
Bitlis Belediye Başkanı Fehmi Alaydın ise, kentte kültüre ve tarihe sahip çıkılmadığını söyledi.
Bitlis'i eski tarihine kavuşturmak istediklerini ve bunun için çaba sarf ettiklerini ifade eden Alaydın, şunları dile getirdi:
''Tarihimize ve kültürümüze sahip çıkmamışız. Bu nedenle Bitlis'in ne kadar sahipsiz bırakıldığını görüyoruz. 13 aydır belediye başkanlığı yapıyorum ve zorlanıyorum. Bitlis'teki tarihi değerleri ve kültürü yok etmek için herkes seferber olmuş. Yoksa bu şehir bu kadar kötü durumda olmazdı. Tarihi Kentler Birliği toplantısında sadece Mardin'in adı geçiyor. Bitlis'in adı nadir duyuluyor. Bizim Mardin'den ne eksiğimiz var. Bitlis'te dereye çöp atmak bir tarafa, derenin üzerine binalar yapılmış. Adeta şehir zorlanmış. Bitlis'teki çoğu binalarımızın projesi yok. Binalarımız dolgu yapıların üzerine yapılmış.''
Çalıştaya Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Rektörü Prof. Dr. Mahmut Doğru, Rektör Yardımcısı ve Bitlis Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. İbrahim Halil Çerçi, kurumu amirleri, müteahhitler ve çok sayıda meclis üyesi katıldı.
Bu Haber51 Defa Okunmustur
|